Kızıl Kahkaha
- Korkuyor musunuz? -diye tekrarladım şefkatle.
Dudakları bir kelime sarf etmek için çaba harcayarak
kasılırken anlaşılmaz, akla hayale sığmayan korkunç bir şey oldu. Sağ yanağıma
sıcak bir rüzgar çarptı ve beni şiddetle sarstı, hepsi bu. Karşımdaki soluk
yüzün yerini ise şimdi kısa, küt ve kırmızı bir şey almıştı ve bu şeyden kan
kötü resmedilmiş tabelalardaki mantarı yeni çıkarılmış şişelerden aktığı gibi
akıyordu. Ve bu kısa, kırmızı ve akışkan şeyin içinde bir çeşit gülümseme devam
ediyordu, dişsiz bir kahkaha: kızıl kahkaha.
Bir Rus subayının korkunç taarruz esnasında tuttuğu parça parça günlük, ölümünden sonra savaşa katılmayan kardeşi tarafından tamamlanır.
Genç subay savaş esnasında kendi ordusunun silahından çıkan mermiler ile bacaklarını yitirmiştir.
Subay onca yaralı ve sakatlanmışlar arasında bitmek bilmeyen savaş yüzünden artık delirmeye başlamıştır ve kanlı bir kahkaha duymaktadır.
............
Biraz da kendi yorumlarımdan behsedicek olursam, 76 sayfa olmasına rağmen başlarda yavaş ilerleyen bir kitap oldu benim için. Parça parça birleştirilmiş bir günlük olduğu için olay örgüsünü bağdaştıramadım ve kitabın ortalarına geldiğimde ancak ne olup bittiğini anlayabildim.
İki kısımdan oluşan bu kitabın ilk kısmı subayın ağzından ikinci kısmı ise savaşa katılmayan kardeşi tarafından yazılmış.
Kitap kapağında ' Bulunmuş bir elyazmasından parçalar' dediği için etkileyici bir tarafı da var.
Ocak ayının son ve 6. kitabı olan Kızıl Kahkaha ile bu ayı bitiriyorum.
Bir sonraki yazımda ve kitap yorumunda görüşmek üzere..
Bana sosyal medya hesaplarımdan ulaşmayı unutmayın..
İnstagram : @justabitblog


Yorumlar
Yorum Gönder