Helloo helloo nasılsınız bakalımm ?
Şu sıralar keyfimin yerinde olduğunu kabul etmeliyim dostlarım, bir kaç gün önce (bu yazıyı ay sonunda yayınlayacağım ama bu kısmı 8 kasımda yazdım sdkflsd) biraz midem kötü olsa da bir gün yatmak ile toparladım kendimi ve yakın zamanda hissetmediğim kadar motive hissediyorum diyebilirim. (keşke hep bu kadar motive kalsam ay sonunu sürünerek çıkıyoruz dostimler)
Kasım ayı benim için güzel geçiyor diyebiliriz aslında. Tabi bunu bu ayın başında yazmaya başlıyorum ve yayınlayana kadar neler yaşayacağım bilmiyorum ama dijital bir günlük olarak da kullandığım için burayı bu farklılıkları görüyor olmak güzel oluyor. (daha bi gün oldu yazalı şunu ve derslere yetişemiyorum motive falan kalmadı arkadaşlar)
Lafı daha fazla uzatmadan bu ayın favorilerine başlamak isterim, yine her zaman olduğu gibi yalnızca ve yalnızca kendi düşüncelerimi paylaşacak ve bir şeyler anlatacağım.
Yalnızca kadınlardan oluşan bir ülke düşünün. Üç erkek arkadaşın Terry, Jeff ve Vandyck 'in bu ütopik ülkeyi keşfetmesi ile başlıyor kitap. Bu ülkeye girenlerin geri dönemediği söyleniyor ve olaylar buradan sonra gelişiyor.
Bu üç arkadaş ülkeye giriyor, insanlarla oradaki kadınlarla iletişim kurmaya çalışıyorlar. Başta dilleri olmak üzere her şeyleri farklı olan bu topluluk ile normal hayatımızı karşılaştıran bu kitaptan öğrenilecek çok şey olduğunu düşünüyorum.
Yorumlarını araştırdıysanız eğer bu kitabın ' feminist bir roman ' olarak geçtiğini okumuşsunuzdur. Feminizm kadın erkek eşitliği olarak tanımlansa da bu kitapta eşitlik savunusu yok. Bu yüzden de feminist bir eser denemez bence.
Ataerkil topluma eleştiri niteliğinde bir eser diyebiliriz diye düşünüyorum çünkü erkeğe ihtiyaç duyulmayan, erkek olmadan ürüyebilen bir topluluk resmedilmiş çünkü. Ama bir bakıma da nitelendirmelerden anlaşıldığı üzere bu kadınlar ülkesinin sınırları da dahil olmak üzere sonsuz bir düzen hakim. Ağaçlar, hayvanlar, kıyafetler ve her şeyde tek düze bir sadelik hakim.
Çok çok çok akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum çünkü merak içerisinde okuyorsunuz. Böyle bir toplum olsaydı, ben orada yaşasaydım diye düşündürtüyor insana.
Okursanız ya da okuduysanız çoktan lütfen benimle görüşlerinizi paylaşmayı unutmayıınn !💛
Bir diğer kitap ise Çavdar Tarlasında Çocuklar - J.D. Salinger
Ergen bir çocuğun okuldan atıldıktan sonra başından geçenleri, eve gelip-gelmeme arasında kalmasını anlatmış; kendi ağzıyla. Sürükleyici içten ve samimi bir dille yazılmış ve benim açımdan kitabı sürükleyici yapan da bu. Sanki yazarla veya kitabın ana karakteri ile oturmuşuz da karşılıklı çay içerken sohbet ediyormuşuz gibi. Yer yer yaptığı insan kişilikleri hakkında olan yorumlarına; "Evet! Aynı şeyleri düşünüyorum!" "İşte bu!. İnsanlar maalesef ki böyledir." gibi tepkiler ile okudum her sayfayı.
Okunmaya değer olduğunu düşünüyorum hakkında çokça olumsuz eleştiri olsa da.
Bu ay kendimi çok iyi hissettirecek iki tane çekiliş yaparak iki farklı dostime bez çanta hediye etmiş oldum.. Elimden geldiğince bu konuda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Çok eskiden yani çocukluğumda dönüşüm, çevre, plastik kullanımı gibi konuların farkında olmayan ve bilinçsiz bir insandım. Ama özellikle son bir senedir bu konuda çok fazla şey okuyor ve yapmaya çalışıyorum. Şuan için elimden gelen insanları tek kullanımlık plastiklerden uzaklaştırmaya çalışmak. Elimde bulunan kitleyi bu konuda kullanabilmek açıkçası benim elimde ve bunu yapmak istiyorum.
Bir kişiyi bile etkileyebilsem bir şeydir diye düşünerek hareket ettim ve işte bu noktadayız. Umarım ilerleyen zamanlarda daha büyük daha güzel işler yapabilirim. Bu sebeplee buradan lalune çanta ve cogito ailesine çok çok çok teşekkür ediyorum 💚
Ve direk şarkılara gelmek istiyorum çünküü bu ay için bir playlistim yok (gelecek ay bomba bir playlist gelecek diye inanıyorum) ammaa süper iki şarkı dinledim belki de her gün günde en az 10 20 kere dinledim..
İkisi için de ayrı ayrı link bırakıyorum, siz çoktan dinlemişsinizdir ama olsun..
https://open.spotify.com/track/6jZRBkC7Pcv81gVwOdClHW?si=oNGc1iUSTVC0n4cYzZwPvQ
#Loveandanarchy bir Norveç dizisi. Evli ve bir yayın evinde çalışan bir kadın ile işe stajyer olarak başlayan ve kendisinden yaşça küçük olan bu çocuğun aralarında başlayan ve izledikçe keyif veren oyunun nasıl aşka dönüştüğünü izliyoruz.
Açıkçası çocuğa aşık olsam da kadının bi itici özelliği var gözümde sebebini hala çözemedim ama nyss..
Birbirinden oldukça değişik karakterleri barındıran bu diziyi beğeneceğinize eminim. İzlerseniz yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın lütfen!💚
Bana ulaşabileceğiniz Instagram blogum @justabitblog






Yorumlar
Yorum Gönder