Değersiz Bir Hayat | 10/10 🌟
Hanya Yanagihara’nın kitaplarına başlarken hep bir hazırlık yapmam gerektiğini hissediyorum. Çünkü onun kitapları öyle çabucak okunup bitecek, kapağını kapattığınız anda unutulacak hikâyeler değil. Biraz sabır, biraz cesaret ve belki de kendinizle yüzleşmeye hazır olmanızı istiyor. Değersiz Bir Hayat da benim için tam olarak böyle bir kitaptı.
Kitaba başladığımda meraklıydım. Hikâyenin nereye gideceğini, karakterlerin beni nasıl bir yolculuğa çıkaracağını bilmek istiyordum. Ama sayfalar ilerledikçe bazı bölümlerde gerçekten durup nefes almak zorunda kaldım. Çünkü bu kitap yalnızca bir hikâye anlatmıyor; insanın içine dokunuyor, bazı yaraları kurcalıyor ve hiç beklemediğiniz anda sizi kendi hayatınızın ortasında bırakıyor.
Kitabın etrafında döndüğü en temel soru aslında çok basit gibi görünüyor:
“Bir hayatı değerli ya da değersiz yapan şey nedir?”
Ama Yanagihara bu sorunun cevabını doğrudan vermek yerine karakterleri üzerinden düşündürüyor. Bazen acıtarak, bazen öfkelendirerek, bazen de insanın kendi hayatına dönüp bakmasına neden olarak…
Benim için kitabın en dikkat çekici yanlarından biri, olayların her zaman hızlı ilerlememesi oldu. Dürüst olmak gerekirse bazı yerlerde durağan hissettiğim, hatta içimden “Hadi artık!” dediğim bölümler de oldu. 😅 Fakat zaman geçtikçe bu yavaşlığın aslında hikâyenin bir parçası olduğunu fark ettim. Çünkü kitap hızlanmak yerine karakterlerin duygularının içinde kalmayı tercih ediyor.
Ve belki de beni en çok etkileyen şey tam olarak buydu.
Karakterleri sadece uzaktan izlemiyorsunuz. Bir süre sonra onların duygularının içine giriyorsunuz. Yaşadıkları acıları, korkuları, yalnızlıkları ve kendileriyle verdikleri mücadeleyi hissediyorsunuz. Hatta bazı anlarda “Ben olsaydım ne yapardım?” diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi.
Özellikle “değersizlik” hissi üzerinden düşündüğümde kitapta kendimden parçalar bulduğum anlar oldu. Hepimizin hayatının bir döneminde hissettiği ama belki de yüksek sesle söylemediği bazı duygular vardı sayfaların arasında. Yetersizlik, yalnızlık, kaybetme korkusu, kendini sorgulama…
Belki de bu yüzden kitap beni sadece üzmedi; beni yordu.
Ama kötü anlamda değil.
Bazı kitaplar vardır, okurken eğlenirsiniz. Bazıları size yeni bir şey öğretir. Bazılarıysa içinizde bir yere dokunur ve orada uzun süre kalır. Değersiz Bir Hayat benim için üçüncü türden bir kitaptı.
Ve evet…
Bu kitaba 10/10 vermemin asıl sebebi biraz da bu.
Çünkü beni resmen duygusal olarak yerle bir etti. Öyle birkaç damla gözyaşından bahsetmiyorum; bildiğiniz zırıl zırıl ağladım. 😭
Bazı bölümlerde “Tamam, bundan sonra daha fazla üzülmem herhalde.” diye düşündüm. Sonra kitap bir yerden daha vurdu. Karakterlerin yaşadıkları, seçimleri, kayıpları ve hayata tutunma biçimleri beni fazlasıyla etkiledi. Kendimi onların yerine koyduğum o kadar çok an oldu ki, bazı sayfalarda kitabı kapatıp birkaç dakika sadece oturmam gerekti.
Fakat kitabın benim için değerli olmasının bir başka nedeni de yalnızca üzmekle yetinmemesi.
Bittiğinde aklımda sadece olaylar kalmadı. Hayat, insan, seçimler, sahip olduğumuz zaman ve kendimize verdiğimiz değer üzerine düşünmeye başladım.
Kitabı kapattığımda “Ne kadar güzel bir kitaptı.” demekten çok,
“Ben şu an neden böyle hissediyorum?”
diye düşündüm.
Bence iyi bir kitabın gücü biraz da burada.
Sana cevaplar vermesinden çok, sorular bırakmasında.
Değersiz Bir Hayat da bana fazlasıyla soru bıraktı. Bazılarını hâlâ düşünüyorum.
Elbette bu kitap herkese göre değil. Kolay okunan, hızlı akan, sizi sürekli olaydan olaya sürükleyen bir hikâye arıyorsanız zaman zaman zorlanabilirsiniz. Ben de zorlandım. Hatta bazı yerlerde sıkıldım. Ama yine de kitabı bitirdiğimde içimden yalnızca bir şey geçti:
“İyi ki okudum.”
Çünkü bazen bir kitabı sevmenin ölçüsü, okurken ne kadar rahat hissettiğiniz değildir. Bazen sizi ne kadar sarstığı, düşündürdüğü ve bittikten sonra zihninizde ne kadar kaldığıdır.
Değersiz Bir Hayat benim için kolay bir yolculuk değildi.
Ama kesinlikle unutacağım bir yolculuk da olmadı.
Beni ağlattı.
Beni düşündürdü.
Beni yordu.
Bazı yerlerde sıktı.
Bazı yerlerde nefesimi kesti.
Ama en önemlisi, beni kendimle ilgili bazı şeyleri düşünmeye itti.
Ve sanırım bu yüzden puanım net:
⭐ 10/10
Son olarak küçük bir uyarı:
“Ben kolay kolay ağlamam.” diyorsanız… emin misiniz? 🥲
Çünkü ben de öyle düşünüyordum. 📖


okumadan geçmeyiiinnn!!
YanıtlaSil